Blogumda; Sanatsal seçkiler, Sergiler, felsefi - düşünsel tetiklemeler ve görsel Aforizmalar bulursunuz.&
Özetle felsefem: Her ne yapıyorsan yap, dışında kal ve bak, gözle. Kimsenin mükemmel olmadığını gör, bil ve olduğu gibi kabul et insanı, yaşamı... *Film izler gibi yaşamı izle ki, sanatla yıkansın yüreğin*Nurşen Görşen - http://nursence.tk
biraz karmaşık bir blogun var sadeleştirmeni öneririm çünkü sanatla dolu bu sayfanın insanlara hitap etmesi gerek diye düşünüyorum.gözü yormayan ilk mesajlarla insana resmin büyülü kapılarını açan bir müze gibi düşün burayı..
resim zorbalığa ilkelliğe karşı koyduğunda ve düzenlerin değil özgürlüğün tarafında yer aldığında sanatçı tıpkı pramate gibi ateşi çalmış demektir
bilmez miyim hiç
senin yüreğindir gözlerime yerleşen
senin gülüşündür yıldızları ufkuma akıtan
gün geldi, seni aradım her yerde deliler gibi
gölgelerini sordum yoksul gecelere
katlayıp kaldırdık, dediler
yalvardım, olmadı...
gün geldi
seni duydum, ıssız yollarında gençliğimin
direndim cahilliğin vadilerinde aç susuz
bedelini ödedim saf duygularımın
yontma taş devrinde, yontuldum geldim
ağaran saçlarıma bak istersen
bir zaman büründüğüm
ormanı yakılan aslan, sabah ışığında titreyen kuş,
çöl ortasında özleyen ağaç...
bendim o, ben
bitkin, zavallı sürüngen
göz yaşlarımdı, tuttuğum dalın yapraklarındaki ıslaklık
toprağı delebilirdi, tuzu aksaydı...
gün geldi uzandım
gece yarısını bekledim
ayın üzerine şiir yazmak için
unutur muyum hiç
senin ellerindi, ışığı önüme getiren
senin sözlerindi,
bozkırları göğün maviliğini indiren
bulutlar sararırdı, hüzünlü baktığın günlerde
yağmurlar çekip giderdi bir anda,
koku bırakmadan
anlatma, resimlerin büyüdüğünü anlatma
rahat olabilirsin, ölüm sana yaklaşmayacak...
yarın, zamanın ötesine geçersen bensiz
iyi bak sevgi çiçeklerine, çok iyi bak
onlardır sadece kıyametten arda kalan
gülümse, dilediğim tek şey bu
kapılar açılacak her gülümsediğimde
mutluluğun denizlerine ulaşmak için
başını kaldırdığında renkler dökülecek,
insanların bilmediği
sanma ki; düştür yaşadığın
yarattığın bir evren o dokunduğun
senin en büyük ve en güzel resmin
aynaları uyandırabilirsin
ruhların çoğaldığı, acıların bittiği bölge orası
eğil bak karanlığa, korkusundan toz olmuş...
beni düşün
ölmüş olsam da anlarım
çünkü birbirimiz için yaşamıştık geçmişte
mağaralarda birbirimizi yaşamıştık...
Şu şairler ne garip insanlar
Durup durup sevdiklerini anlatıyorlar satırlara
Alev alev yanan gözlerinden,
Kor dudaklarından bahsediyorlar hep,
Birkaç mısra ile tarif ediyorlar sevgilerini
Olur mu ya!
Böyle sevgi olur mu hiç.
Ben de garip olmak istiyorum bazen
Birkaç kelime karalıyorum kağıdıma
Ama nedense olmuyor.
Bir türlü seni tarif edemiyorum ona,
Sendeki karmaşayı anlatamıyorum.
Kendim bile bilmiyorum nasıl anlatabilirimki.
Kelimeler yetmiyor;
Bir avuç çamur alıp şekil veriyorum,
Seni anlatsın diye.
Çamurlar ellerime yapışıyor hep
Sonsuzluk oluyor, zaman oluyor, hayal oluyor da
Bir türlü sen olmuyorsun...
Seni hayal ediyorum geceleri;
Seni düşündüğüm gündüzlerden sonra.
Tamam sana gülmek yakışıyor ama
Hep beni ağlatmak niye?
Olur mu ya!
İnsan sevdiğini üzer mi hiç?
Ellerin giriyor koynuma sabaha karşı
Her yanımı sen sarıyorsun sımsıcak.
Nefesin sarıyor, tenin sarıyor
Ve seninle birlikte tekrar uykuya dalıyorum.
Ne kadar sürecek bu karmaşa;
Nereye kadar?
Yeter artık seni anlattığım
Biraz da sen anlat beni gökyüzüne
Biraz da sen konuş yağmur damlalarıyla
Ne olur biraz da sen ağla yokluğuma
Bende ağlayacak hal kalmadı.
Bayramı yatakta karşıladım.Üç gündür gribim.Bu bayram genç yaşlı hepimizin bayramı.Arka arkaya iki bayram geçirdik.Dedem şehit ben hiç dede görmedim.B ir karış toprak için canını veren dedem sağolsaydı yabancıların buradan dolarla ev aldıklarını arazi aldıklarını görseydi ne olurdu.Neden biz savaştıkanlamıyorum bunadım herhalde her yazlık yabancı doldu bizde oralardan alıyoruz.Ozaman niye savaştık biz kardeşim.Vatana nasıl sahip çıkacaz iyi bilen anlatsın anlayalım.
Bayramı yatakta karşıladım.Üç gündür gribim.Bu bayram genç yaşlı hepimizin bayramı.Arka arkaya iki bayram geçirdik.Dedem şehit ben hiç dede görmedim.B ir karış toprak için canını veren dedem sağolsaydı yabancıların buradan dolarla ev aldıklarını arazi aldıklarını görseydi ne olurdu.Neden biz savaştıkanlamıyorum bunadım herhalde her yazlık yabancı doldu bizde oralardan alıyoruz.Ozaman niye savaştık biz kardeşim.Vatana nasıl sahip çıkacaz iyi bilen anlatsın anlayalım.
Sen düşmüşsün bir sevgi yoluna yürüyorsun, yollar dikenli mi dikensiz mi umurunda bile değil... Yürü bakalım sevdanın kızı, yolun daha çok uzun, yürü ışık oluncaya kadar...
değerli dostum güzel mesajın, şiir için çok teşekkürler...bendeki sevgi, ışık siz dostlarımın varlığıyla dahada çoğalıyor. ne mutlu bana ve iyiki varsınız .. sevgilerimle!!!
Bu güzel şiir için teşekkür ederim. Günümüzde yaşanan sömürü düzeninin getirdiği savaşlara bakınca insan sevdasına yitik, kör-sağır-dilsiz yüreklerden nefret ediyor insan.
KİŞİ;
Sevgisi kadar MUTLU
Bilgisi kadar KARARLI
Ürettiği kadar ONURLU
Paylaştığı kadar BÜYÜK
Merhameti kadar SAYGIN
Dürüstlüğü kadar İNSANDIR !
Felsefesini, yaşantısına uygulama çabasındadır...
NERDE KALDI SEVGİ NERDE... kusura bakmayın iyi bir yer seçmedim ama...
bir insana dokunduğumda
alev alaz olurdu bedenim
kelebekler düğünlerine davet ederdi
kırlangıçlar alırlardı kanatlarına
ülke ülke gezdirirlerdi beni
tüm üzümleri insan gözleri gibiydi
o zamanlar
babildeki asma bahçelerinin
ve kokuları sevgi rengindeydi çiçeklerin
ellerimde binlerce ateşböceği taşırdım
geceleri gökyüzünden
gözlerimle yıldız toplardım
aklımdan neler geçerdi, ne düşler kurardım
dilimden dillerine insanların
bal damlardı
anımsamıyorum ne zamanlardı
gün oldu
bastılar demirli postallarıyla
yüreğimin üstüne
ve ağızlarında
binlerce kana bulanmış bebe
insanlığımı kemiren kanlı katiller
tıslayarak bir yılan hainliğinde
kanadı düşlerim
bakışlarım
bakışlarım hiçbir pırıltı taşımaz oldular artık
kara deliklerle doldu içerilerim
ürküntü içinde günlerim gecelerim
bir o kadar da tenhalarda kaldım
kapkara oldu gökyüzü
siyah bulutlar sardı güneşi
daha önce hiç tanımadığım
karanlığa çözülüyor
esmer kız saçlarının örgüleri
son ışık tozları da yok oluyor gecede
kokularını terkediyor dağ gülleri
kim o ağlayan tanyerindeki
hangi kızın hıçkırıkları duyduğum
anası bir de babası toprağa gömülü
bebeler mi kaçıyor yılandan
küçücük omuzlarında ölümün kokusu
ve çanlar çalıyor aralıksız
çaresiz çığlıklar sarıyor her yanı
nerde kaldı sevgi nerde
susmak zamanı geçti
artık düşlerim deliriyor bak
bir söz hemen
ya da bir şarkı duymak istiyorum
içinde sevgi olan
büyülesin umarsız düşüncelerimi
defolsun kahrolası örümcekler
beni terk etsinler
terk etsinler evrenimi
15 Ağustos 2006, 04:53
Not : Sevgili dostum, ben şair değilim; değişik dönemlerde yaşadığım sıkıntılar da oldu, ancak hiçbiri son günlerde yaşanmakta olan insanın insana uyguladığı barbarlığın etkilediği kadar derinden yakıp yaralamadı beni. Bu olayın etkisi ve Reyhan SUR'un şiirinden esinlemeyle bu şiir dökülüverdi kalemimden. Lütfen bağışlayın.
yazdığınız mesajlar için sağolun bana gmail yollamışınız ama bende zaten olmasına rağmen açamıyorum pc sorun çırıyor..bloğunuz olduğuna sevindim..arkadaş olarak eklemişiniz umarım bundan sonra daha sık görüşürüz diğer blog adreslerimede beklerim sevgiler...